ALLAH'IN VARLIĞININ DELİLLERİ



    

 


             
Sevgili  Dostlar,
     İslâm inancına göre Allah'ın varlığına, birliğine, eşi ve benzeri olmadığına, Hz.Muhammed'in (S.A.V) O'nun elçisi olduğuna gönülden inanan kimse Mü'mindir, Müslümandır.
     Bu inanç,"Eşhedü Ellâ İlâhe İllâllah- Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abdühû Verasûlüh. "
şeklinde ifade edilen "Kelime-i Şahadet ile ifade edilmektedir ki, 
   "Ben şahadet ederim ki Allah'tan başka İlâh yoktur. Ben yine şahadet ederim ki, Hz.Muhammed
(S.A.V) Allah'ın kulu ve elçisidir.” demektir.
     Akıllı ve mantıklı düşünerek, çevresindeki mükemmel düzene ve işleyişe ibretle bakabilen insanın, Allah'ın var olduğu konusunda bir şüphesi söz konusu değildir. Ancak evrene ve içerisindeki tertip ve düzene ibret gözüyle bakamayanların kafalarında zaman zaman Allah'ın varlığı konusunda bir takım şüpheler oluşabildiği görülmektedir.
     İşte bu konuyu örneklerle, hem öğrencilerime, hem de bu konuya ilgi duyan okuyucularıma açıklamak ihtiyacı hissettim..
     Allah'ın varlığına verebileceğim birinci dedil, Van Allen Kuşaklarıdır.

    VAN  ALLEN KUŞAKLARI DELİLİ..

"Van Allen Kuşakları" denilen ve Dünya'nın  manyetik alanından kaynaklanan bir tabaka, gezegenimize gelen zararlı ışınlara karşı bir  kalkan görevi görür.      

    Güneş'ten ve diğer yıldızlardan sürekli olarak   yayılan bu ışınlar, insanlar için öldürücü etkiye sahiptir.

    Şayet Van Allen Kuşakları olmasaydı, Özellikle Güneş'te sık sık meydana gelen ve "parlama" adı verilen enerji patlamaları, Dünya'daki tüm yaşamı yok edeceği açıktır.

     Böyle önemli bir konuyu planlayıp, insanlara fayda sağlayan Allah’tır. Bu durum, bizi Allah’ın varlığına inanmaya götürmelidir.         

       GÜNEŞİN YOK OLMASINI ENGELLEYEN MUCİZE:     

      Güneş'i ve Güneş Sistemi'nin yapısını incelediğimizde, büyük bir denge olduğunu anlarız.

Gezegenleri dondurucu soğukluktaki uzaya savrulmaktan koruyan etki, Güneş'in "çekim gücü" ile gezegenin "merkez-kaç kuvveti" arasındaki dengede saklıdır.

Güneş büyük çekim gücü ile tüm gezegenleri çeker, gezegenlerin dönmesinden kaynaklanan merkez-kaç kuvveti sayesinde bu çekimin etkisi azalır ve muhteşem bir denge oluşur.

      Eğer gezegenlerin dönüş hızları biraz daha yavaş olsaydı, o zaman bu gezegenler,

hızla Güneş'e doğru çekilecekler  ve  sonunda Güneş tarafından büyük bir patlamayla yutulmuş olacaktı.

     Ama bunların hiçbiri olmuyor ve tüm gezegenler kendi yörüngelerinde yol alıyorlar.

Çünkü Allah'ın ayette bildirdiği gibi, "Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.”

                              Yasin Suresi: 40

Bunu sağlayan Allah’tır. Bize de Allah’a inanmak düşer.

      GÖZLER VE IŞIK DELİLİ:



     
Görme sisteminin en temel şartı
, Retinadaki hücrenin fotonu algılayabilmesidir.

İşte bunun gerçekleşebilmesi için, fotonun görülür ışık sınırları içinde kalması şarttır.

      Çünkü daha farklı bir dalga boyundaki fotonlar, hücreler için ya çok zayıf ya da çok güçlü kalacaklar ve gereken reaksiyonu başlatamayacaklardır.

     Gözün boyutlarının küçültülmesi, ya da büyütülmesi bir şey değiştirmez.

Önemli olan, hücrenin boyu ile, fotonun dalga boyu arasındaki uyumdur. Bu uyum da kendiliğinden olamaz. Bunu sağlayan Allah’tır.

       GÜNEŞTEKİ TASARIM DEDİLİ:



     
Güneş öyle ince tasarlanmış bir aralıkta ışık yaymaktadır ki, muhtemel kompleks canlıların biyolojik işlevlerinin desteklenmesi, hem bitkilerin Foto sentez yapması, hem de

Dünya üzerindeki canlıların görme yeteneğine sahip olması için en ideal aralıktır.

    Bu gerçekler,

Allah'ın yaratışındaki kusursuzluğu ve mükemmelliği gösteren yaratılış delillerindendir.

Bu durumda akıllı insanın yapacağı şey, Allah’a inanmaktır.

     Güneş'in tüm özellikleri dünyadaki yaşam için ayarlanmıştır:

Güneşin, Ortalama büyüklükte bir yıldız olması; dünyaya uygun mesafede bulunması; yaydığı ışığın özellikleri; İçerdiği element oranının bizim için uygun olması gibi.

     Isı ve ışık kaynağımız olan Güneş'in tüm özellikleri, Allah'ın rahmetiyle bizler için ayarladığı ölçüdedir.

     Evrenin yaratan Yüce Allah, bir Kuran ayetinde şöyle buyurmuştur:

" Güneş'i ve Ay'ı sizin emrinize verdi; yıldızlar da

O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır." Nahl Suresi, 12

Güneşin bu özelliği de, bizi Allah’ın varlığına götürmektedir.

       YARDIMLAŞMA DEDİLİ.

     Yağmurun toprağın imdadına yetişmesine, bulutların yağmurun yağmasına yardımcı olmasına, Rüzgarın serinlik verip, bitki tohumlarını taşımasına, havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır.  

    Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler.

İnsanların bilinçli olarak, diğer varlıkların da Allah’ın programlamasıyla sevgili peygamberimizin. “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” hadisi şerifini dikkate aldıklarını söylemek mümkündür.                                        

     Bu yardımlaşma hissini bu varlıklara veren Allah’tır. O halde Allah vardır. Ona inanmalıyız.                                          

       TEMİZLİK DELİLİ:

       Kâinattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olup, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı yani, Allah’ı  anlatmaktadır.

     Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; Rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; Fezamızda atmosfer, semada kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen,     Ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs ismine işaret etmekte ve Allah’ın var olduğunu haber vermektedir.

      Bir şekilde ölmüş veya öldürülmüş ve kokmaya yüz tutmuş leşlerin, Akbabalar tarafından yiyerek yok edilmeleri bile, Allah’ın varlığına delildir diye düşünüyorum.      

      SİMALAR  DELİLİ:




     
Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş binlerce insandan hiç birisine asla benzemez.

   Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir.

    Öyle ki, yumurta ikizleri birbirine çok benzerler. Ancak dikkatli bakıldığında, bunlarda bile farklı yönler bulmak mümkündür.Simaları benzese dahi, ahlâkı ve karakter yapısı farklı olabilmektedir.

    İnsanlara bu özelliği veren Yüce Allah’tır ki, onun varlığını inkâr etmek mümkün değildir.

        KUR’AN DELİLİ:




       
Kur'an-ı Kerim'in Allah Kelâmı olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda  Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder.

      Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır ve bunlar, o mevzu ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur.

    Yüzlerce ayeti burada zikretmek mümkün değildir. O nedenle bir ayeti kerimeyi vermekle yetinmek uygun olacaktır:

   Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) su hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir). Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.”     Ali.İmran:18

     Bütün bu deliller, adeta kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" demektedirler.

       PEYGAMBERLER DELİLİ.

       Başta Hz.Muhammed AS. Olmak üzere, diğer  Peygamberlerin peygamberliklerini ispât eden bütün deliller de, yine Cenâb-ı Hakkı anlatan delillere dahildir.

     Çünkü Peygamberlerin varlık gayesi, Tevhid, yani Allahın varlığın ve birliğini ilân etmektir.

    Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispât eden bütün delilleri, aynı zamanda bütünüyle Cenâb-ı Hakkın varlığına da delil olmaktadır.

       RÜZGÂR  DELİLİ.

       Rüzgârılar değişik yönlerden esmekle, Soğuk ve sıcak hava getirmek suretiyle yağmura hazırlık sağlamaktadır. Rüzgârlar bazan da şiddetli estiğinde, havadan iyonları sürükler.

       Böylece havadan hayatın temeli olan elektriksel enerjiler yağmura yansımış olur. Toprağa düşen su damlaları, elektrikle yüklü birer hayat yapıcı olurlar.

       Rüzgârların bitki tohumlarını sürüklemesi de, sebze ve meyvelerin olması için önemlidir.

Rüzgârların bir başka önemi de, oksijeni, temiz havaları kentlere getirip, buradaki kirli havayı temizlemek üzere, ormanlara taşımasıdır.  

    Rüzgârlar, Yelkenli gemiler için de hareket kaynağıdır. Rüzgârın bu kadar faydalı olması, Allah’ın varlığına delildir.

         ŞEFKAT, MERHAMET VE RIZIK DEDİLİ:

         Allah, bütün ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını, hiç ümit edilmeyen yerden, kimin neye, ne kadar ihtiyacı varsa, o miktarda karşılanmaktadır.

        Allah’ın Yardım göndermesi, gönderilen bu yardımın ihtiyaca tam cevap vermesi, açıkça

gösteriyor ki, bütün bu ihtiyaçlara, her şeye kendisinden daha yakın bir şefkat eli cevap vermektedir.

       Kâinat çapında işleyen ve sonsuza kadar da işleyecek olan, bu sistemli şefkat, merhamet ve Rızıklandırmayı yapan,  bütün noksan sıfatlardan münezzeh  olan Allah’tır.

       O halde, bu durumda bize düşen, Allah’ın varlığına inanmaktır.

         ARZ  VE  SEMA  DELİLİ:

    


        
Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Gökleri ve yerleri yaratması, renklerinizin ve lisanlarımızın ayrı olması, Onun varlığının âyetlerinden [işaretlerinden]dir. Doğrusu burada âlimler [anlayış sahipleri]

için ibret vardır.”        Rum: 22

  Allah gök yüzünü, ay, güneş, yıldızlar ve gezegenler olarak yaratmış insanın emrine vermiştir.

   Biz en basit bir bina yaparken bile dört direğe ihtiyaç duyarız. Ancak, uçsuz bucaksız gök yüzü direksiz, desteksiz durmaktadır.

   Arzda insan, bitki ve hayvanlar için hava, oksijen  dahil, ne gerekiyorsa yaratan,  sonra da onu insanın kullanımına sunan da yine Allah’tır. Evrenin kendi kendine var olması mümkün değildir. Bu mükemmel evreni yaratan Allah vardır ve birdir.

            PARMAK İZİ  DELİLİ..
Allah’ın varlığına ve birliğine bir delil de, her insanda mevcut olan farklı  parmak izleridir. Kur’an’da, parmak uçlarının vurgulanması, son derece hikmetlidir.

         
 

        Çünkü tüm insanların parmak izi, tamamen kendilerine özeldir.

        Şu an Dünya üzerinde yaşayan her insanın parmak izi birbirinden farklıdır. Dahası, tarih boyunca yaşamış insanlarınki de birbirinden farklıdır. 

        İşte bu nedenle parmak izi, herkese özel çok önemli bir "kimlik kartı" sayılmakta ve tüm dünyada bu amaçla kullanılmaktadır.

    İnsanlığın özelliğini ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfettiği parmak izini, Allah 1400 yıl önce Kuran'da vurgulamıştır. Bu olay da Allah’ın var olduğunu açıklamaktadır.

    Bugün bir çok suçlu, parmak izi sayesinde tespit edilmekte, parmak izinin adaletin sağlanmasında önemli bir rolünün olduğu görülmektedir.  

          AFRİKA ARISI DELİLİ:     




Allah’ın varlığına bir başka delil ise,    Afrika arısıdır.

Yavrularını canlı besinle büyüten bir Afrika arısı vardır.Bu arı cinsi, şayet yavrularını canlı

bir ortama koymaz ise yavruları ölür.

   Afrika arısı bunun için bir çekirgeyi iki kanadı arasında sokmakta ve belli oranda çekirgeyi

Zehirleyerek bayıltmaktadır.

   Baygın olan çekirgenin kanatları arasına yavrularını 15 gün bekletmektedir.

   Sonra yavrular canlanıp uçup gitmekte, çekirge ise ya ölmekte, ya da yaşamaktadır.

   Bu arı biyo kimya veya Biyoloji eğitimi almış olamaz. Çünkü zehiri fazla verse çekirge ölecektir. Ona bu aklı veren bir ilahi varlık olmalıdır ki, O da Allah’tır. (Bu bir praogram meselesidir)

         TATLI ve TUZLU  SU  DELİLİ: 


    
     
Allah’ın varlığına ve birliğine bir delil de, tatlı su ile tuzlu suyun, bir engel olmaksızın karışmamasıdır.

        Cebeli Tarık Boğazının güney yakası ile Kuzey yakası arasında, yani Fas ve İspanya arasında, deniz dibinde tatlı su bulunmakta, bu dev tatlı su kanalları, tarağın dişleri gibi, karşılıklı bir baraj yapmaktadır.

        Bu nedenle ne Akdeniz Atlas Okyanusuna, ne de Okyanus Akdenize karışmamaktadır.

   Bunu tespit eden Fransız Deniz Bilimci Kaptan Kousta, bunun 1400 yıl önce Kur’an’da yer aldığını öğrenip Müslüman olmuştur.

        Bu olay da, Allah’ın var olduğunu ortaya koymaktadır.

“İki denizi kavuşmaları için salıvermiştir. Aralarında bir engel vardır kavuşmuyorlar.”          
                  Rahman: 19-20
                                       

         HAYVANLARDAN DELİL.    


      
    

         Hayvanların vücut sistemleri, Allah’ın varlığına, işaret ettiği gibi, hayvanlardaki insanlara sunduğu faydalar, Allah’ın  varlığına, hikmet ve rahmetine şahitlik yapar.

Allah Kur’an’da bunu şöyle ifade eder: “Ehli hayvanlarda da sizin için birer ibret vardır.

Onların karınlarında, kan ile fışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolayca geçen

halis bir sütle sizi besleriz        Nahl: 66

                 Hayvanları yaptıkları işlere göre isimlendirirsek.

                 1- İnek, koyun ve keçiye “süt ve et fabrikası”, 
                 2-Tavuğa “yumurta ve et fabrikası”,
                 3- İpek böceğine “ipek fabrikası”,     
                 4- Arıya da “bal fabrikası” demek doğru olacaktır.

          Hayvanların bu verimli halleri tesadüf değil, Allah’ın yaratmasıyladır.

Hayvanlardaki bu durum, Allah’ın varlığına işarettir.

        EVRENDEKİ ÖLÇÜ ve DÜZEN DELİLİ  

        Allah’ın varlığına bir başka delil ise,  Evrendeki    Mükemmel Düzendir.

        Gök cisimleri belli bir düzen içinde hareket etmekte, kendi yörüngesinde dönmektedir.

Doğal olayların hepsi belli bir düzen  ve  ölçü  içerisinde  oluşup gelişmektedir.

       Havada, denizde ve karada bu tertip ve düzen gereği olarak, canlı varlıklar yaşamlarını hiçbir  aksama  olmaksızın  sürdürmektedirler.

        Güneş düzenli doğmakta, akşam batmaktadır. Ay geceleri loş bir ışık vermekte, uyku imkânı sağlamaktadır.

       Mevsimler aksamadan zamanında gelmekte, serinliği, sıcaklığı, kar ve yağmuru düzenli yaşatmaktadır.

   İşte bu tertip ve düzeni sağlayan Yüce Allah’tır.

            ARI  VE BAL YAPMA MUCİZESİ



         
"Rabbin balarısına şöyle vahyetti:
"Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine yuvalar edin; sonra her türlü besleyici ürünlerden ye; rabbinin koyduğu kanunlara boyun eğerek çizdiği yollardan git       Nahl: 68

          Yukarıdaki ayette, Allah’ın dişi bal arısının bal yapması için bitkilerin özünü toplamasına işaret ettiği görülmektedir.

         Dişi Arılar verilen ilahi görev gereği, Gerçekten de ayette söylendiği gibi, ham maddesini bitkilerden toplamak  suretiyle bal yapmaktadırlar.

        Arıların bal özlerini toplama aşamalarında birbirinden ilginç, inanılmaz olaylar gerçekleşmektedir.

        Çiçeklerin yerini bulan arı, bulduklarını haber vermek üzere diğer arıların yanına döner.

   Bu arı, dans ederek diğer arılara balın ham madde kaynağının koordinatlarını bildirir.

   Arı yaptığı dans yoluyla verdiği mesajlarla, kaynağın hem doğrultusunu, hem de uzaklığını eksiksiz olarak diğer arılara iletir.

    Arı tüm bu görevleri, kendisine öğretilmiş olarak doğmaktadır.Yaratıcı, arıyı en mükemmel şekilde programlamış, onun bal yapmasını istemiştir.        

         İTTİFAK DELÎLİ:

         On tane yalancı, arka arkaya gelip bize evimizin yandığını söylese, “olabilir” der, onlara inanırız. Zirâ ortada bir ittifak vardır.

        Halbuki, burada söz edilen ittifak, binlerce Peygamber, yüz binlerce evliya ve milyonlarca da inanan insan arasında meydana gelmiş bir ittifaktır.

        Muhtelif zamanlarda ve ayrı ayrı mekânlarda yaşamış bu insanların ittifak ettiği en birinci nokta, “Allah’ın var olmasıdır.

        Toplumu Din Konusunda Aydınlatmak üzere kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, gerek yayımladığı Dini eserlerde, gerekse irşat programlarında Allah’ın varlığı ve birliğini anlatmaktadır.

      Ayrıca İlâhiyat Fakültelerinde de, diğer konularla birlikte, özellikle  Allah’ın varlığı ve birliği üzerinde durulmaktadır.

      ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ DELİLİ:    


      Allah’ın varlığına bir delil de, Üzüm çekirdeğidir.

      Üzüm çekirdeği, yaşlılık ve  hastalık nedeniyle zayıflayan kan damarlarını güçlendirmekte, daha sağlam ve esnek hale getirmek suretiyle, kanın kolayca akmasına vesile olmaktadır.

     Kur’an’da üzüm çekirdeğinin önemi üzerinde durulmuş, bugün için, toplar damar yetersizliği, retina ve cilt hastalıklarının tedavisinde etkili olduğu, ilmi çalışmalarla da ortaya konulmuştur.

     Yüce Allah, insanın yemesi ve beslenmesi için tatlı ve besleyici üzümü yaratmış, içerisine de kapsül şeklinde bir şifa deposu yerleştirmiştir.

    Yüce Allah, Üzümle beslenmemizi ve gerekli vitamini almamızı istemekte, çekirdeği ile de hastalıklardan korunmamızı sağlamaktadır.

     O halde, Üzüm çekirdeğini bile insanlık için şifa kaynağı olarak yaratan Allah’a inanmalı, şükretmeliyiz.

      TÜKRÜK BEZLERİNDEKİ  DELİL

      Tükrük bezlerinde de, Allah’ın varlığına  deliller vardır.

Dişlerin ufalayıp öğüttüğü gıda maddeleri kuru olduğu için, ıslatılıp hamur haline gelmesi lazımdır.

     İnsanın sindirim sıkıntısı çekmemesi, yediği gıdaların ıslatılması için tükrük salgılanması icabeder.

    Her türlü mikroba açık olan ağzımızın, hem böyle mükemmel bir sıvı ile korunması, hem de konuşma ve yutma sırasında dilin rahat hareket etmesi planlanmıştır.

    Bu planlamayı yapan, sindirim ve koruma işini sağlayan Yüce Allah’tır.

         KURU TOPRAKTAN KARPUZ ÇIKMASI:




        
Kuru topraktan dışı yeşil, sert ama içi kırmızı, sulu ve tatlı karpuz yetişmesi de,

Allah’ın varlığına  delildir.

        Küçük bir tohum kuru toprağa ekildiğinde filizlenip, önce yeşil bitkiye,

sonra da 3 ilâ 5 kg ağırlığında karpuza dönüşüyor.

       Tadı, lezzeti, suyu tam olarak ayarlanmış bu leziz meyveyi, insanlar özellikle yaz aylarında zevkle yiyorlar.

    Bir tohum tanesinin kendi kendine yeşerip, karpuz haline gelmesi mümkün değildir.

Bunu yaratıp, karpuz dönüştüren Yüce bir varlık vardır. O da Allah’tır.

        AĞZIMIZDAKİ DİŞLERDEKİ DELİL   


  

        Ağız yoluyla alınan gıdaların sindirime hazır hale getirilmesi için sert bir cisimle

parçalanıp ufalanması lazımdır.

       Bunun için ağzımızın içinde sabit ve sert yapıdaki dişlere ihtiyaç duyarız.

       Yaratıcı daha bizi yaratmadan bu ihtiyacımızı da düşünmüş ve bebeklikten itibaren dişlerimizi yaratmıştır.

       Yeni doğan bebeklerde

Yorum Yaz